Kenan'ın Şamverdiler'e verdiği ziyafeti 1.50'lik boyuyla ve on kaplan gücündeki çenesiyle tarumar eden Deniz'e ben hak verdim açıkcası. Şamverdiler'in ailecek en büyük sorunları nankörlük. Oğuz konağın kedilerinin başına bir şey gelse yanlarındaydı. Bunlardaki bu genişlik aynen Deniz gibi bana da "öeeehh" dedirtiyor. Kendal, "Oğuz beni dövdü, içeri attırdım," diyor bunlarda anca bi konsolosluk düzeyinde kınama ve nıçnıç' lama var. Pardon, bir de göz belerterek bakma var. Aynı şeyi Narin Ebru'yu bıçakladığında da yapmışlardı. Kadın iki kere ameliyat oldu iki kere bakmadılar ayol. Kadını Rüzgar'la sıkış tepiş yattığı kıç kadar divanda bir ara dantelli lohusa çarşafı bile sermeden yatırdılar. Bak kemik suyu kaynatıp içirmemelerine değinmiyorum bile. Bir de garibim Ebru o haliyle Baran'ı ölümlerden falan döndürdü. Ayaklarını yıkayıp suyunu içmeleri lazım normalde. "Biz senin hakkını nasıl ödiyciiiz Ebru?" demekten geri kalmıyorlar ama hizmet, in'am, izzet sıfır... Nasıl olduysa Deniz gittikten sonra ağızlarının tadı bozulup evlere dağıldılar hayret ettim valla. Zira yetişkin bir Şamverdi'nin en büyük derdi sofrada yemek yemektir ve hiçbir güç buna mani olamaz. Ailecek sofraya oturmak memleket meselesi bunlarda. Ulan sofradaki herkesin gerçekleri ögrenme olasığı pamuk ipliği sınırında ve birbirinin gırtlağına binme olasılığı bu kadar yüksekken yemeyiver ayol aynı sofrada. Aslında Şamverdilerin "herkes bu sofraya oturiciiik!" saplantısıyla senaristlerimizin, ülke aile yapısının ikiyüzlülüğü ile bu şekilde billur geçtiğini düşünüyorum ben. Eee eskilerin dediği gibi akrep etmez akrabanın akrabaya attiğini.