Nazlı ne kadar çok bağırırsa o kadar çabuk geçecek sanıyor öfkesi, oysa savurduğu her kelimede biraz daha çörekleniyor kalbine öfke. Babasını gördü ya, sesini duydu, beş yaşında o küçük kız oldu bir anda. Hesap soracak elbet, arayıp da bulacak, solmuş bir fotoğraf saklamış çocukluğundan bu yana nasıl sormasın?
Haluk alışkın artık bu duruma yadırgamıyor Nazlı’nın öfkesini ulu orta savurmasını, yadırgamıyor da onun da sabrının bir sınırı var. Haluk’un sabrının sınırı aşıldığında nasıl bir adama dönüştüğünü hepimiz biliyoruz, Nazlı zehirli oklarını atmaya devam ettikçe gelecek karşılığı merak ediyorum, Haluk o bölgeye geçer mi Nazlı’ya zarar vermeye yeltenir mi bilinmez.