Okuması izlemesinden daha heyecanlı!
logo logo logo logo logo
Bu sitede yer alan yazılardan yazarların kendisi sorumludur.
Referans vermeden kullanmayınız.
ÖZEL
Helen olmak: “Ben aslında gördüğün o cool kadın değildim”

 

The Affair hayatımıza iki can yakıcı kahramanıyla girdi; Noah ve Allison. Kusursuz olmanın; iplerin elinizde olduğunu sandığınızda hayatınızın bir anda parçalanmasını engellemeye yetmediğini göstermek için ise kapı gibi Helen’ımız var. O; yorgun ve çalışkan anne, başarılı iş kadını, kocasını seven, kocasının da onu sevdiği, çetin ceviz halinin arkasında Noah’ya olan bağlılığından-bağımlılığından gururunu ayaklar altına alan geri dönüşleri de içinde saklayan bir kadın. O, daha iyi olmaya çabalarken; başına bütün bildiklerini unutturan kazalar gelen, gözyaşlarını silmek için mendil uzatmak isteyeceğiniz bir dost.

Baştan söyleyelim; Helen, hemencecik sizi avucuna alan, çabukça sevebileceğiniz bir karakter değil. Mesafeli, soğukkanlı, telaşsız, kontrollü, cool, şüphesiz zeki de. Gayet düz, sade. İlk başta dikkat  çekmeyen, fakat yüzündeki, üstündeki bir ayrıntıyla kafanızı meşgul edecek bir kadın. Çok dramatik anlara gelen biri değil, rasyonel kararlar veren ve uygulayanlardan. Kocasının onu o haliyle sevdiğinden emin olduğu için kafasında gereksiz soru işaretleri dolaşmayan bir kadının güveni var halinde. Kocasının Allison’la olan ilişkisinden değil ama Allison’ın varlığından ıstakoz dükkanına ayak bastıklarından beri az çok haberdar. Kadınlara özgü bir “not ettim seni” uyarısı da diyebilirsiniz. Montauk’a geldiklerinden itibaren Noah’la olan ilişkilerinin bir dönüşüm geçirdiğinin de fena halde farkında.

image

Noah dört çocuk babası, Helen’la üniversitedeyken tanışıp evlenmiş, 17 sene geçmesine rağmen evliliğinde hemen hemen her şeyin yolunda gittiği, Helen’a sadık fakat bununla birlikte kadınların ilgisinin üzerinden bir an olsun eksilmediği bir okul öğretmeni. Dört çocuğun olduğu yerde sorun eksik olmayacağından pay biçerek rahatlıkla söyleyebiliriz ki; hayatı elbette kusursuz değil. Fakat belli bir noktaya kadar görüyoruz ki bu sorunları Helen’la birlikte olgunlukla omuzlamayı şu ana kadar iyi bilmişler. Ergenlik dertleri, çocukların saçmasapan şakaları, derslerden alınan kötü notlar… İkisi de hepsinin karşısında ufak bir bocalamadan sonra akılcı bir çözüm üretebiliyorlar. Bir yere kadar. 

Bir de; Helen’ın ünlü bir roman yazarı olan babası ve arızalıkta onla yarışır annesinin Noah ile hayata yaklaşımları bakımından uzlaşılmaz bir noktada olan husumetleri var. Fakat yine anlıyoruz ki bu kan uyuşmazlığı yazdan yaza, Solloway ailesi zengin dedelerinin Montauk’taki yazlıklarına gittiklerinde yaratıklanan bir kabus, Brooklyn’deki şahane yaşamlarını etkileyecek bir durum yok ortada. Başka deyişle Noah’nın hayatı “müthiş çocuklarım ve harika bir eşim var” klişesine sığacak yeteri kadar öğeyi barındırmakta.  

Peki ne oluyor da her şey tepetaklak oluyor? Dizide Noah ve Allison’ın gözünden sunulan, aynı olayın iki farklı anlatımındaki çelişkilerle güçlenen “hangisi doğru şimdi?” şüphesinin yanında Helen’la Noah’nın arasında neyin yolunda gitmediği sorusuna olan cevapsızlığı da harikulade. Adamın derdi neydi de güvenli, güzel bir hayatı arkasında bırakıp gitti? Allison’la gerçekten “ruh eşini” bulduğuna mı inandı, hayatı çok mu sıkıcıydı, çocuklardan çok mu bunalmıştı, bunların hepsi bir orta yaş krizinden mi ibaretti?

image

Bu soruların cevaplarıyla ilgilenmeyen, Noah’nın sadakatsizliğine bile değil, ufak ayrıntılardaki ikiyüzlülüğüne sinirlendiren The Affair’de tek sevdiğimiz bu değil. Bütün bu yaptıklarını Noah’nın burnundan fitil fitil getirecek bir izlenim verirken, “sensiz yapamıyorum”a direksiyonu kıran, elindeki hayalkırıklığını nereye koyacağını bilemeyen Helen da muhteşem, hatta acı verici, en az Allison’ın eşi Cole kadar.

image

Ve evet, son bölümde Lockheartlar’ın evine tabii ki Allison’ın gözünden anlatıldığı gibi pespaye bir elbise ve uzun bir hırkayla değil, salon kadını kılığı ve tavrıyla gitmişti Helen. Çünkü o bir Helen. Ona göre içine düştüğü pisliğin boyutları inanılmazken bile hem kızını koruyup hem de façayı bozmamak mümkündür.

YORUMLAR




DİĞER HABERLER